Çarşamba, Kasım 30, 2011

Kasım 2011 bütçe değerlendirmesi

MASRAFLARHEDEFLENENGERÇEKLEŞENKALAN
Ev aidat100181,25-81,25
Isı80080
Elektrik3535,9-0,9
Kablolu14140
Telefon20128
İnternet29290
Bakım-Onarım000
Market-Gıda420321,0198,99
Market-Abur cubur5034,4915,51
Market-Temizlik3027,192,81
Kişisel bakım50050
Ev eşyası15064,8385,17
Dışarda yeme6092,5-32,5
Giyim150274,35-124,35
Yol1509258
Hediye50100-50
Bağış70700
Sağlık027,9-27,9
Veteriner105112,9-7,9
İçme suyu2227-5
Taksitler000
Diğer aidatlar000
Kitap-Dergi50743
Öngörülmeyenler-Tüp070-70
Hobiler2040-20
Toplam16551633,3221,68

Bu ayın hedef gerçekleştirme sonuçları bu şekilde oldu.
  • Ev aidatının bu kadar yüksek olması su faturasındaki anormallik yüzünden. Sanırım sayacı yanlış okumuşlar. Yakında belli olacak.
  • Isı faturası halen gelmedi. Aralıkla beraber ödenecek. Yaklaşık 80TL gelir. Bu yüzden toplam kalan tutar aslında 21.68 değil. Yaklaşık 60TL eksi bakiye.:-( Umarım su faturasından 40TL kadar iade olur da eksi bakiye o zaman 20TL'ye iner.
  • Kişisel bakım konusunda bu ay hiçbişey yapmamışım. İyi mi kötü mü artık bilemiyorum....
  • Dışarda yeme- içmede çuvalladım. Gelecek ay bu kalem üzerinde daha çok çalışmalıyım.
  • Giyimdeki 124TL limit aşımı önlenebilirdi. Artık Ocak ayında indirimlerde kullanmak üzere ayırmayı planladığım toplu paradan düşeceğim.
Neticede sonuçlar fena değil.

Salı, Kasım 29, 2011

yapılacaklar listesi

Bir ayın sonuna daha geliyoruz. Parasal hedeflerim neredeyse tuttular. Kalemler arası biraz oynama var ama neticede planlanan toplam tutarı geçmedim. Sonuçları yarın veririm. Kasım ayı benim için güzel bir aydı.
Aralık 2011 hedeflerim:
Çikolatayı kes. Bidakka; sonsuza kadar demedim tabii. Deli değilim ben! Sadece Aralık ayı için. Özel bir sebebi yok. Sadece yapabilir miyim görmek istiyorum. Artı yılbaşında ve hemen arkasındaki doğum günümde damarlarıma bol miktarda şeker ve çikolata pompalanacak; bu yüzden iyi bir fikir.
Altın ve dolar arasında değişim yaparak 1500TL kazan. Biraz uçuk bir hedef gibi. En son 100.40 tan 226 Gr Au almıştım. 1.84400 tan da 12.313 dolar satmıştım. Şimdiki hamle bu altını 103 ten satıp doları yine 1.84 ten geri almak olacak.
Yılbaşı için plan yap. Bir yılbaşını daha evde kukumav kuşu gibi geçirmek istemiyorum. Biraz eğlenceli bir yılbaşı olsun. Yılbaşında en son dışarı çıktığımızda yıl 2005 idi.:-)
Spor yapmaya başla. Aslında bir koşu bandı almak istiyorum; ama evde yer yok. Bundan başka iki alternatifim var. Evde DVD ile çalışma veya bizim sitenin plates grubuna katılmak. Konuyla ilgili bugün bir araştırma yapayım.

Pazar, Kasım 27, 2011

finansal okur-yazarlık


Kişisel finans konusunda bilinçli olup araştırma yapan herkesin yaşamında en azından bir kere bir dönüm noktası olmuştur. Belki ayakkabılara, yiyecekten daha fazla para harcadığınızı fark ettiğiniz ay olmuştur. Veya banka hesabınıza baktığınızda maaşınızın yarısının benzin harcaması olarak çıktığını fark ettiğinizde. Ya da konforlu yaşamınızın aslında kredi kartları üzerine kurulmuş göstermelik bir ön cephe kaplaması olduğunu anladığınızda.Yaşam tarzınızı değiştirmek zorunda olduğunuz için kendinize kızarsınız. Size en çok koyan da bunun bir parçası olmanız ve sahte bir lüks içinde yaşadığınız gerçeğidir. Sizin dönüm noktanız neydi? Yoksa hala bu konularda düşünmek için erken mi diyorsunuz?
Para biriktirme konusu, genç nesil arasında pek de cazip olmayan bir konu. Gençlik yıllarında tatil için veya bilgisayar almak için çıkılamak biraz daha yenir yutulur. Ama yaşam tarzı olarak idareli olmak genellikle daha olgun yaşlarda ve ekonomik sorumlulukla beraber şekil alıyor. Bence bunun en büyük nedeni aileler. Çocuklarına yeterince yetki ile orantılı sorumluluk vermiyorlar. Ne isterlerse alıp işin kolayına kaçıyorlar. Halbuki çocuklarıyla biraz daha ilgilenip para konuları ile ilgili eğitim verseler, çocukları yetişkinliğe adım attıklarında bu kadar bocalamaz, borçlanmazlar. Ailelerin eksik kaldığı bu noktayı devlet kapatmalı. Okullarda finansal okur-yazarlık dersi verilmeli. Hem de daha ilkokulda. Liseye kadar beklenirse çok geç kalınmış olur.

Cumartesi, Kasım 26, 2011

falım

Sonbahar hüzünlü mevsim
Sana getirecek verim
İşlerin girecek yoluna 
Eğer edersen azim

Bu da sakızımdan çıkan bugünkü falımdı

Cuma, Kasım 25, 2011

hiper enflasyon tehlikesi var mı?

Hiper enflasyon, dolaşımdaki para miktarında kontrolsüz bir artışın olduğu durumlarda görülür. Halk, hiper enflasyona uğrayan para birimini elinde tutmakta isteksizdir. Çünkü mal ve hizmet alırken gerçek alım değerinin daha da düşmesinden çekinir.

Bazı insanlar, Avrupada veya Amerikada hiper enflasyon için endişe etmenin yersiz olduğunu düşünür. Ama inanmak için Macaristan'da 1946 yılında ve Almanya’da 1923 yılında yaşanan hiper enflasyonun tekrarlanmasını beklememiz gerekmez. Eğer global para birimlerinin çoğu US doları ile birlikte enflasyona uğrarsa hiper enflasyon kolaylıkla gizlenebilir. Burada en büyük sorun, hiper enflasyon sadece Amerika veya Avrupayı mı vurur yoksa bunların ekonomik gücünün etkisiyle dünyanın diğer kesimlerini yani bizleri de aynı akıbet mi bulur? Böyle bir senaryoda sanırım Çin yeniden ayağa kalkıp pozisyonunu düzeltmede hala iyi bir yerlerde olacaktır.Aynı zamanda doğal kaynak zengini ülkelerin kaynakları da hala ellerinde olacak. Bu kadarını biliyoruz. Altın iyi bir seçenek olacaktır. Ama altını elinde bulundurmak veya alım satımı ile ilgili global bir kısıtlama olursa oda fayda etmez. (Amerika’da Büyük Depresyon sırasında devlet vatandaşlarının altınına el koymuş; nasıl ama?).

Hiper enflasyon bir gecede olmaz. Aslında uzun bir süreç. Eylül 2008 finansal krizinin gerçekte 15 Eylülde olmaması gibi. Bazıları Ağustos 2007 deki Mortgage krizinden bile önce olabilecekleri görebiliyordu. Hiper enflasyon olasılığından bahsederken tabiî ki Obama yönetiminin kısa dönem çalışmalarının bir sonucu diye düşünmek yanlış olur. Dalga çok daha önceden yayılmaya başladı, kırılmaya doğru gidiyor.
Sonuç: İşte altın almayı düşünmeniz için iyi bir neden.
1918-1923 yılları arasında Almanya'da altın fiyatları

Salı, Kasım 22, 2011

iyimserlik


Yolun sonunda karamsarlar haklı çıksa da iyimserlerin yolculuğu daha eğlenceli geçmiş olacak.

Pazartesi, Kasım 21, 2011

dünyanın en küçük kedisi

Dünyanın en küçük kedisini görmüş müydünüz?:-)) Sahipleri onu neyle besliyor merak ediyorum doğrusu

Pazar, Kasım 20, 2011

13-19 yaş arası gençlik gerçeklerden bi haber mi?

Gençler iyimserler; olmalılarda. Gençlerin her istediklerinin gerçek hayatta gerçekleşme ihtimali olmasa da, onlara daha azını hedeflemeleri gerektiğinin söylendiği bir ülkede yaşamak istemezdim doğrusu. Hiçbir zaman işlerin istedikleri gibi gitmeyeceğini, hayatın berbat olduğunu söylemek pek ilham verici ve motive edici olmazdı. Neticede gençlerin çoğunluğu 30 yaşına geldiğinde aylık 2000TL kazanacak seviye gelemeyecek. Ama onlara gerçekten isterlerse ve sıkı çalışmayı göze alıyorlarsa hayatta yapamayacakları bir şeyin olmadığını öğretmeliyiz.

Geçen hafta eşimle meslekler hakkında konuşuyorduk. Yeni mezunlar, çok iyi maaşlar ve kariyer isimlerinin kendilerini beklediğini sanıyorlar. Büyük şirketlerde kariyer basamaklarını çok çabuk bir şekilde çıkmayı bekliyorlar. Problem de burada. Okul günlerindeki hayallerle gerçek hayat arasındaki bağlantısızlık, pek çok öğrencinin kendilerini çalışmaya gerçekten verememelerinden kaynaklanıyor. Belkide buna mecbur olduklarını düşünmüyorlar. Bu yüzden  çoğu öğrenci kendini daha fazlasını başarmak için sıkmıyor. Yinede içlerinde bir beklenti var: Kendilerinden daha çok çaba harcayanlar ile aynı şeyleri hak ediyorlarmış gibi hissediyorlar.

Çoğunun isteklerinin hiç reddedilmediği bir nesil bu. 15 yaşındakilerin 300TL lik spor ayakkabısı giydiği, 1500TL lik cep telefonu kullandığı bir nesil. Okullarda orta derecedeki başarıları için şişirilmiş notlar…Sonuçta beklentilerinin uçuk olması sürpriz değil.


 
Üniversiteye yeni başlayan ve yetişkinliğe adım atan gençlerin, gelecekleri ile ilgili olumlu düşünmeye devam etmelerini; ama aynı zamanda beklentileri konusunda gerçekçi olmalarını ümit ediyorum. Mezun olduktan sonra hiçbir şeyin kendilerine hazır olarak sunulmayacağını gerçekten anlamaları gerekiyor. Hiçbir şey kolay olmuyor. İş hayatı çok rekabetçi. Güzel bir maaş, bir araba, bir ev, rahat bir yaşam istiyorsanız bunun için çalışmanız lazım.

Bugünün gençliğine: Hayatınızla ve mesleğinizle gerçekten harika şeyler yapabilirsiniz. Başkalarının bunun aksini söylemesine izin vermeyin. Ama bunu akranlarınızdan ve zaten sahip olanlardan daha çok istemelisiniz. Çok çalışın, hiçbir şeyin otomatikman olacağını düşünmeyin, kendi fırsatlarınızı kendiniz yaratın.

Cumartesi, Kasım 19, 2011

su faturası

İki şey
İki şey çözümsüz görünen problemleri çözer:
1-Bakış açısını değiştirmek
2-Kendini, karşısındakinin yerine koymak.

Şimdi bu felsefeyi 64TL gelen su faturasını anlamak için kullanıyorum. Normalde 20TL civarı gelen fatura bu ay niye böyle geldi? Yoksa haberimiz yok da umumi hamam mı işletmeye başladık?! Bir araştırma konusu çıktı bana.  

Cuma, Kasım 18, 2011

Thegodisnowhere

Büyük şirketlerden birinde yönetici semineri veren bir uzman, Türkler’in, dünyada en kötümser milletlerden biri olduğunu iddia etmiş. Peşinden de küçük bir test yapmış. Bitişik sözcüklerden oluşan aşağıdaki cümleyi birkaç saniyeliğine gösterip yöneticilerden okumalarını istemiş:
‘Thegodisnowhere’
Katılımcılardan hepsi bu cümleyi ‘The god is no where’ diye okumuş. Yani ‘tanrı hiçbir yerde değildir’ şeklinde.Uzman acı acı gülümsemiş. ‘Tam beklediğim gibi’ diye mırıldanmış. Batı ülkelerindeki seminerlerde katılımcılar bu cümleyi şöyle okurlarmış: ‘The god is now here’. Yani 'tanrı şuanda burada'


Perşembe, Kasım 17, 2011

bazıları daha mı kolay elde ediyor?

Her işyerinde onlardan bir tane vardır: Pek de verimli olmadığı halde performans artışlarında başarılı olan ve iyi bir zammı hak eden hep o olur. Çok yakışıklı bir kız/erkek arkadaşı vardır. Her zaman dört ayağının üzerine düşer. Sürekli olarak işleri daha iyiye doğru gider. Peki, bu vatandaşlar niye bizlerden daha önde gidiyorlar? Ne yazık ki biz çoğunluk için yapılabilecek pek bir şey yok. Onlar şanslı çünkü çekici ve güzeller.
İnanmayabilirsiniz; ama gerçek. Pek çok araştırma çekiciliğin, maaş artırıcı, işten çıkarılma riskini azaltıcı, hatta bankadan kredi alma şansını artırıcı bir etkisi olduğu savını destekliyor. Bu, sadece kadın çalışanlar için geçerli değil; erkeler için de geçerli. Promosyonu kim kapacak yarışında çok yakışıklı veya güzel bir rakibinizle karşı karşıya olduğunuzu bir düşünün. İkiniz de aynı tecrübeye, aynı iş geçmişine sahipsiniz. Tahmin edin yarışı kim kazanır?
Özgeçmişinizin tozunu alsanız iyi edersiniz. Çuvalladınız, çünkü birisi daha şanslı. Elmacık kemikleri sizinkinden daha biçimli olacak şekilde dünyaya gelmiş. Hiç de adaletli değil; ama oluyor. Hayatta diğer şeylerde olduğu gibi, kendinizdeki farklılığı ortaya çıkarmak için daha çok çalışmak zorundasınız. İşinizde sıkı çalışmak için bir ton sebebiniz var zaten. Bu da sebeplerinize benim bir ilavem: Sizden daha çekici ve cazibeli biriyle rekabet etmeniz gerekebilir.


Çarşamba, Kasım 16, 2011

Casey Serin Vakası

Casey Serin vakasını duymuş muydunuz?
Özet olarak: 20 li yaşlarının başında Amerikanın çeşitli eyaletlerinde 8 adet ev satın almayı başararak bunları kısa süre içinde satıp büyük paralar kazanmaya çalışan, aynı zamanda tüm hikayesini blog şeklinde tüm dünya ile paylaşan, ancak sonu hezimetle biten şahıs.
                   Casey Serin'in neye benzediğini merak edenler için
Aslında o yaşta büyük düşünüp harekete geçmesi güzel bir şey ama kesinlikle daha küçük adımlarla başlaması gerekirdi. Onun yazılarını okuyup yorum yapan binlerce kişi çok acımasız yorumlar yaptılar. Ondan nefret edenlerin kurduğu bir haters grubu bile var. Bütün bu yorumlara rağmen yazmaya devam edip işleri düzeltmeye çalışması ve hatalarından ders almış olması takdir edilmeli bence.
Casey Serin, 2005 ve 2006 yıllarında, toplam 7 ayda 8 adet evi banka kredisi ile satın alır. 8 adet evden satamayıp elinde kalan 5 tanesinin kredisi yasal takibe girer. Bu süreçteki herşeyi blogunda yayımlar. Evleri alırken uyguladığı hileli yöntemler Amerika’da yaşanan Mortgage Kriziyle yakından ilişkilidir. Kredi alması normalde mümkün olmayan pek çok kişinin kredi başvuru formlarında gerçek olmayan miktarda gelir beyanı, hiç peşinatsız %100 lere varan kredilendirme uygulaması çok yaygın aslında.
Istanbul’da son birkaç yıldır müthiş bir konut inşaat projeleri furyası var. Gazeteleri okurken her sayfada bir konut projesi ilanı görmek mümkün. Bu kadar çok evi kim alacak diye düşünüyor insan. Yakında bu evler yapanların elinde patlar, önlerine gelene kampanya diye krediyle, 0TL peşinatla kakalamaya çalışırlar. Kredi kartlarında yaşadığımız fiyasko konut kredilerinde görülmeye başlar; bu da biline...

Salı, Kasım 15, 2011

yayıncılık hayatım

Bugün yayın hayatımda 1 ay dolmak üzere.:-) Her nekadar okuyucu kitlem henüz yerlerde sürünmekte ise de ilk günkü şevk ve heyecanımı koruyorum.

Sanırım daha o yaşlarda ne yapmak istediğime karar vermişim. Bu resim çekildiğinde aslında okuma-yazma bildiğim falan yokmuş...

Bu arada Google Reader çok güzel çalışıyor. Favorites bölümüne eklediğim birsürü site tek bir çatı altında toplandı. Okuması çok daha kolay oldu. Tavsiye ederim yani.

Pazartesi, Kasım 14, 2011

Parlak fikir

Bugün aklıma parlak bir fikir geldi. Elbise dolabımda zamanında para verilerek alınmış; ancak bir-iki kez giyilip bırakılmış birsürü abiye kıyafet var. Bundan sonra da giyilebilecekleri şüpheli. Çünkü öyle şatafatlı yerlere, düşün derneğe gittiğimiz pek olmuyor artık. Halbuki ben böyle şıkıdım şıkıdım giyinip, saçımı-başımı yaptırmayı çok severim. Bu fantezimi gerçekleştirebilmek için bir Türk Sanat Müziği Korosu’na katılma fikri aklıma geldi.:)

Yalnız şarkılar kesinlikle koro halinde söylenmeli. Zira sesim pek güzel olmadığı için soloda kesin çuvallarım. Koroda ise arada kaynar giderim. Ayrıca kıyafet de serbest olmalı. Üniforma gibi tek tip kıyafet olmamalı. Şimdi bu şartlarda beni kabul edecek bir koro bulmam gerek…

Pazar, Kasım 13, 2011

bütçede limit aşımı

Tüh! Şimdiden dışarıda yeme bütçesini 2 TL aşmışım ve henüz ayın 13’ü! Tamam, biliyorum sadece 2 TL ama yinede berbat. Sınırı geçmiş olmak bana davayı şimdiden kaybetmiş olmak gibi geliyor. Artık dışarıda yemek için ne kadar para harcadığımın pek de önemi yok gibi geliyor. Çünkü artık o kalemdeki hedefi zaten tutturamayacağım. Çok üzgününüm.
Ayın geri kalanında dışarıya çıkıp da çay bile içemeyecek olmam çok zor gelecek. İki hafta. Yapabilir miyim acaba? Bu ayın sınavı da bu olacak. Eğer başarabilirsem kendimi ödüllendirmek için gelecek ayın bütçesine kıyak geçeceğim söz.
Evimizin sertifikalı sempati güzeli, yere bakan yürek yakan pisisi. Kendisi 12 yaşında ama hala genç kız gibi.

Cumartesi, Kasım 12, 2011

bilgi

Teknolojik yenilikleri çok yakından takip ettiğim söylenemez. Ancak işim düşerse ilgilenip ne olduğunu araştırırım. Bu blogu kurduğumdan beri internette keşfettiğim şeylerin sayısı bir hayli arttı. En başta, blogla ilgili tüm teknik ayrıntıyı öğrenmek gibi. Bugün de Google Reader diye bir şey keşfettim. Takip ettiğim blogları oraya abone olarak kaydettim. Yeni bir giriş olunca beni uyaracakmış. Böylece her gün yeni bir şey var mı diye tek tek bakmak zorunda kalmayacağım. Kulağa hoş geliyor. Bakalım düzgün kurabilmiş miyim. Yarın anlaşılır.
Bu arada son zamanlarda yeni trafik kaynaklarım olduğunu görüyorum. Üye olmak ve yorum yapmak isteyenler lütfen çekinmesin.

Cuma, Kasım 11, 2011

yeni düzen

Sanırım yakında trampa (takas) ekonomisine geçiş yapacağız. Gidişat onu gösteriyor. Eşimin mükellefleri artık zeytinyağı, fındık, fıstık, zeytin, peynir, lokum,ayakkabı,salça vb. yollarla ödeme yapmaya başladı.:) Kimse cebinden para ödemek istemiyor. Ya da ödeyemiyor.  En son koca bir ayakkabılık ve yağlıboya tablo ailemize katıldı. Durumdan pek şikayetçi değilim. Bir kasap, bir manav ve bir de veteriner mükellef bulursak daha da memnun olacağım. Hiç olmazsa sabit giderlerimiz azalır.
Resmin altında Necdet Dikmen imzası var. İlerde iyi bir yatırıma dönüşmesini umuyorum.

Perşembe, Kasım 10, 2011

açık mektup

Bir yayadan bir sürücüye
Dün saat 14.30 sularında, İncirli Caddesinde  seyreden füme rengi BMW marka arabanın sürücüsüne  açık bir mektup:
Altında güzel bir araba var diye yolların sadece kendine ait olduğunu düşünen bir gerzek olduğunuz için ve sadece benim değil çevrenizdeki diğer insanların da hayatını tehlikeye soktuğunuz için tebrik ederim. Yaya geçitleri, yayaların emniyetli bir şekilde karşıdan karşıya geçmeleri için oraya konulmuştur ve sizin de buna saygı duymanız ve yol vermeniz beklenir. Karşıdan karşıya geçen insanları gördüğünüzde gaza değil, frene basmanız gerekir. Sarı ışık, durmaya hazırlıklı ol anlamına gelir; gaza bas asla değil.
Yazarken gene sinirlendim. Aslında bu saygısız sürücü sadece yayalara değil, diğer sürücülere de kim bilir neler yapıyordur. Ülkemizde trafik kurallarına uymayanlara uygulanan cezaların çok yetersiz olduğuna inanıyorum.

Çarşamba, Kasım 09, 2011

araba reklamları

Devlet ileri gelenlerinin çıkıp ‘’paranızı harcamayın, kriz devam ediyor’’ demelerinden sonra, TV deki araba reklamlarında bir taktik değişimi görüyoruz. Bir reklamda galerici alıcıya bu arabayı almasındaki muhtemel sebepleri sayar. Ama hiçbiri geçerli değildir. Alıcı der ki: ‘’Hiçbiri; ama istiyorum.’’ Yani aslında bu arabayı almak şuan gayet lüzumsuz bir davranış; ama siz yine de kendinizi şımartın. Araba almak yapacağınız en kötü yatırımdır. Kesinlikle ihtiyaç değil istek sınıfına girerler.
Bir de şu balon ödeme kandırmacası var. Gazetede okuyorsunuz: Ayda 350TL ye 0 KM falanca arabaya sahip olun. Üstelik 48 ay vade. Hesaplıyorum, toplam 16.800TL yapıyor?? Balon ödemenin anlamını orada anlıyorsunuz. Aralara serpiştirilmiş 4*10.000TL cik ara ödeme var. Gerçekten de balon bir ilan.

Şimdi ben niye durup dururken bunları yazdım? Bir şeyi fark ettim de onun için: Çok sabırsızım. Yine araba da araba diye kurtlanmaya başladım. Kendimi oyalıyorum işte...
 
Otomobil kazasında ölen yaşlı çift doğru cennete gönderilirken görevli anlatmaya başlar:
-Şu denize bakan villa sizin. Yanında tenis kortu, yüzme havuzu ve golf parkuru var. İstediğiniz herhangi bir şey için bu düğmeye basmanız yeterli. Cennet görevlileri derhal takdim edecekler….
Görevli ayrılınca, adam karısını azarlamaya başlar:
-Allah seni bildiği gibi yapsın Vildan, hep senin hatan.
-Nasıl yani bey?
-O Allah’ın belası yürüyüş programların, vitamin hapların, yulaf çorbaların, içki ve sigara yasaklamaların olmasa buraya yıllar önce gelecektik…
Bu da bayram kekimiz. Bir ara tarifini veririm.Çok güzel oldu.

Salı, Kasım 08, 2011

Para için evlenmek mi?

Dün akşam DVD’de bir film seyrettik. İsmi ’Aşka Yolculuk- Leap Year’. İsminden de anlayacağınız gibi daha çok bayanların sevdiği türden aşk hikayesi. Araya espriler serpiştirilmiş olduğundan eşim de sıkılmadan seyredebildi.
Filmi seyrettikten sonra insan bir süre düşünüyor: Para için evlenilir mi?
Bundan bir süre önce Craigslist adında bir arama sitesine  kendi tabiriyle ‘muhteşem güzellikte’ 25 yaşında bir bayan ilan vermişti. (İlan Craigslist’in Kanada veya Amerika versiyonunda çıkmıştı.) Bu bayan, yılda en az 500 bin dolar kazanan bir erkekle evlenmek istiyordu. İlanda potansiyel partnerinin zeka düzeyi, espri anlayışı, ilgi alanları, değer yargılarının hiçbir şekilde önemli olmadığını, sadece zengin bir erkekle evlenmek istediğini yazıyordu. Bu ilan ve bir bankacının ilana nükteli karşılığı, internette dolaşmış ve tüm okuyanları güldürmüştü. Bir kadın nasıl oluyor da bu kadar basit olabiliyordu? Para için evlenmek mi? Peeh! Artık herkesin gözü açıldı, değil mi? Kadınlar da kariyer hedefliyor. Biz kadınlar kendi paramızı kendimiz kazanıp sadece aşk evliliği yapıyoruz.
Bu yüzden tanınmış bir gazetede çıkan, çoğu kadının zengin bir koca bulup günlerini pilates yaparak geçirmenin hayalini kurduğunu alaycı bir dille yazması yüzünden yaşadığım hayal kırıklığımı tahmin edersiniz. Modern kadın evliliği kariyerine alternatif  olarak görüyormuş.
Ben kesinlikle böyle düşünmüyorum.
Bence başarılı ilişkiler ortak değerler, ilgi alanları ve karşılıklı saygı üzerine inşa olur. Para için yapılan evlilikler bu üç elementten uzaktır. Para için evlenmek sizi bir mal haline getirir; bir ürün veya daha da kötüsü bir servis. Bazıları, evliliği bir anlaşma olarak görür. Öyleyse berbat bir iş anlaşması. Kadın, amortismanlara (yıpranma paylarına) ayrılan bir varlık haline gelir; zaman içinde vasıflarını kaybedip aşındıkça daha da  gözden çıkarılabilir olur. Ne kadar kötü bir akıbet!
Dürüst olun- kendinizi para için evleniyor olarak görebiliyor musunuz?

Pazartesi, Kasım 07, 2011

Biz Türkler

Bu bayram da insanlarla fazla haşır-neşir olunca bazı gözlemler yapma fırsatım oldu:
Sadece biz Türkler’e özgü bazı hareketler var. Örneğin:
-İçeri girdiğinde ‘’geldin mi’’ sorusuyla karşı karşıya kalmak
-Bir şey ikram edilince kibarlık olsun diye’’çok sağol’’ diyerek reddedip ısrar gelmeyince de aç kalmak
-Olmayan bir şeyin yokluğunu sorgulamak ‘’-Ekmek var mı? –Yok. –Hiç mi yok?’’
-Hayır yerine kaş kaldırıp dilini damağına vurdurarak " cık " sesi çıkarmak

-'Nerelisin?' sorusuna cevap aldıktan sonra otomatikman 'İçinden mi?' diye sormak

-Yolculuğa çıkacak kişinin arkasından maşrapa ile su dökmek
-Garsona "şefim", minibüs şoförüne "kaptan" demek
-Kurban bayramında üç kişi danaya girmek
-Cep telefonuna polis telsizi melodisi yüklemek
-Bir tanıdıkla karşılaşınca, öpüşüp kucaklaşmak ve şöyle bir sağa sola sallanmak. Efendim bu adetin kıymeti gavur ellerde belli oluyor. Sevdiğiniz bir yabancı arkadaşınızı görünce bir hamle yapıp bunları denemeyin çünkü korkuyorlar (benden bir şey mi istiyor acaba?) yalnız bu bütün yabancılar için geçerli değil; zira Akdeniz milletleri benzer ritüellere sahipler
-Korkulduğunda (korkuya neden olan olayın akabinde) baş parmakla damağı kaldırmak
-Adres soran turiste bağırarak yol tarif etmek. (Sanki bağırınca turist Türkçeyi anlayacak)
Bir de sabah akşam çay içen tek ırkız. Çay içmeyince başımız döner.

Pazar, Kasım 06, 2011

Mutlu Bayramlar!!!

‘Bayram sabahları, demli bir çay, su böreği, bayram şekerleri, şeker isteyen çocuklar, kurbanlık hayvanların sesleri, bir telaş bir koşturmaca. Köprü hep kalabalık, bayram programları, kolonya ikramları, bayram harçlıkları, uzun bayram tatilleri, ev gezmeleri, kısa hal hatır sormalar, el öpenlerin çok olsunlar ve daha bir dolu küçük ayrıntı. Hayatın üzerindeki 'pause' düğmesine dokunun... Kısa bir süre için hayatı durdurun. Mutlu bayramlar...

 Orijinal bir bayram mesajı yazmak isterdim ama internetten bulduğum bu yazı çok hoşuma gitti. Tam da benim söylemek istediğim şeyi yakalamış. O yüzden fazla kıvranmadan kopyalayıp yapıştırdım. Ne yani olmamış mı?

Cumartesi, Kasım 05, 2011

oran ve orantı

İyi yaptığım şeyler: Paramı yönetme konusuna gelince süper planlıyımdır. Yapılacak ödemelerin tam zamanında olmasını sağlarım. Yatırımlarımın günlük hareketini takip etmek için, günlük harcamalarım için Excel’de çizelge ve grafikler hazırladım. Kısacası her kuruşun nereden gelip nereye gittiğini bilirim.
Pek de iyi yapamadığım şeyler: Kaliteli şeyleri severim. Bir şey alırken sonunda daha pahalı olanı ya da bilinen bir marka olanı seçmiş olurum. Bu her şey için geçerli: Giyecek, ayakkabı, beyaz eşya, makyaj malzemesi, yiyecek, elektronik vb. Çünkü daha uzun süre kullanabileceğimi düşünürüm. Yatırım yapmak gibi birşey. Bu alışkanlığımı kontrol etmeye çalışıyorum. Bazen kalitesi iyiyse daha pahalı olanı almak güzel. Fakat reklama para harcamayan, isimsiz ama kaliteli ürünleri daha sık kullanmalıyım.
Bir zamanlar benim de saçlarım çok kısaydı. Çalıştığım yere yakın diye sürekli aynı kuaföre gidiyordum ve çok da memnundum. Kesen adam kafamın şekline uygun en güzel stili yapıyordu. Üstelik çok da ucuzdu. Bir gün çalışma arkadaşlarımın gazına geldim. Bakırköy’deki Carousel’in içinde çok pahalı bir kuaföre gitmem için ısrar ettiler. Halen yerinde duruyor mu bilmem. Sonuçta besleme saçı gibi bir kesim oldu. Üstelik üzerine de bir ton para vermiştim. Acısını onca yıl sonra halen hissediyorum. O günden sonra bir daha hiç kısa saçım olmadı. Demekki verilen parayla alınan hizmet her zaman orantılı olmuyor.

Cuma, Kasım 04, 2011

Berber//Kuaför

Eşim 5 yıldır aynı erkek kuaförüne gidiyor. Fena değiller. Yalnız her seferinde 35 TL ödeyip geliyor. İki haftada bir gittiğini düşünürsek bu para gözüme batmaya başladı.
Benim gibi 100 yaşında olanlar hatırlarlar; ‘’Erkek Kuaförü’’ olarak isimleri değişmeden önce eskiden ‘’Berber’’ ler vardı. Berberlerde saç tıraşı hiç de şimdi olduğu kadar pahalı değildi. Üstelik yapılan iş de aynıydı. Saç kesim ücreti, kadın kuaförlerindeki tarifeden çok daha ucuzdu. Erkekler çok sık saç tıraşı olduğundan sanırım sürümden kazanıyorlardı. Şimdi olay tam tersi. Bayanlarda kesim 10 TL civarı. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Bu berberlere ne oldu? Bilen var mı? Acil olarak bir tanesi aranıyor. Yoksa makası bilemeye başladım. Ben kesicem….

İşte eşimin klasik erkek tıraşı. Maşşallah; yıllardır hiç değişmemiş.

Perşembe, Kasım 03, 2011

stratejiler

Dün portföyümde bir operasyon gerçekleştirdim. Altın hesabımın beşte dördünü bozdurdum. 1 gramı 98.16 dan bozuldu. Biliyorum, biraz düşük oldu. En az 99 olmalıydı. Tamamıyla US doları aldım. O da 1.78940'tan. Bir ay kadar geç kalınmış bir operasyon oldu aslında. Bu dönemde aktif takip yapmak gerekiyor. Aksi taktirde fırsatlar kaçıyor. Dolarda uzun süre kalacağımı sanmıyorum. Bir kazaya uğramazsak en fazla 1 ay.
Son zamanlarda gözlemlediğim bir konuya değinmek istiyorum. Finans kitaplarının bazıları düşük faiz oranına sahip olan kredileri (konut ve oto  kredileri gibi) paranız olsa bile erken ödeme yapmayıp sadece aylık taksitlerini ödemenizi tavsiye ediyor. Hatta paranız varsa bile krediyle alın; fazla paranızı daha yüksek getirisi olan yerlerde değerlendirebilirsiniz diyorlar. Ben buna hiç katılmıyorum. Bence borç ne borcu olursa olsun kötü borçtur. Düşük faizli diye lanse ettikleri şu oto kredisine bir bakın: Aylık faiz oranı %0.99. Kulağa hoş geliyor. Ama orada kalmıyor.Dosya masrafı 500 TL, hayat sigortası, falan derken yıllık %15 i geçiyor. Şimdi bu düşük faiz mi oluyor? Bana göre büyük soygun. Konut kredileri için de aynı. Bidefa krediye girerseniz devlete de ayrıca bir vergi ödersiniz. Hiçbir kredi size söylenen ilk faiz oranında kalmaz. Bankalar da bu çapraz ürünlerden kazanıyor aslına bakarsanız.
Ayrıca elinizdeki parayı da verimli değerlendirebileceğinizin bir garantisi yok. Eğer ekonomi kanallarını geziniyorsanız fark etmişsinizdir. Uzmanın biri çıkar dövizinizi sakın satmayın, artacak der. Öbürü aman TL de kalın der. Başka biri borsaya girmenin tam vakti der. Hepside aynı günün önerileri olabilir üstelik. Parasal konulara gelince herkesin kendine göre taktikleri var. Keşke herkesin finans konusunda uyabileceği sabit bir kural olsaydı. Böylece kuraldan saptığınız zaman çuvallayacağınızı bilirdiniz. Maalesef hayat böyle işlemiyor işte! :)
Sevdiğim bir söz:
Yükselmiş olmak düşmeyi engellemez.- (Victor Hugo)
Bizim kuçino aşı oldu. Bakmayın böyle masum durduğuna. Veterinerde tüm civelekliği üstündeydi.

Çarşamba, Kasım 02, 2011

müşteri memnuniyeti (memnuniyetsizliği)

Bugün çok sevdiğim Grupanya ile aramıza kara kediler girdi. Fırsat ürünlerini özellikle de yemekle ilgili olanları çok takdir ediyorum; ancak parasını peşin ödediğim bir ürünü firması kapandı diye kullanamıyorsam, parasını iade etmeleri gerekir. Yoksa kendimi biraz soyulmuş gibi hissederim.
Olay şöyle gerçekleşti: Bundan birkaç ay önce Bafetto Pizza’nın Marmara Forum’da bulunan şubesi için fırsat kodu satın aldım. Yani menünün toplam tutarını peşinen ödedim. Son kullanma tarihi 31 Ağustos idi. Bu tarihten birkaç gün önce bir mail geldi. Son kullanma tarihi 30 Eylül’e kadar uzatılmıştı. Ben de Eylül başında yemek yemek için Bafetto Pizza’ya gittim. Ancak restoran kapatılmıştı. Durumu Grupanya’ya mail atarak bildirdim. Onlardan gelen yazıda para iadelerinin 7 gün içinde yapılabileceği, yoksa böyle bir hakkımızın olmadığı şeklinde bilgi var. Şimdi size soruyorum; burada kim haklı?
Eminim benim gibi pek çok kişi mağdur olmuştur. Tutar çok yüksek olmadığı için de üzerinde pek durmamışlardır. Ama burada bir gerçek ortaya çıkıyor. Var olmayan bir firmanın da ürünleri satılabiliyor demekki. 3 ay içinde kullanılabilir deyip ilk 7 günde gelen itirazları ödeyip ondan sonrasının üzerine yatılabiliyor demek. Grupanya’ya teessüflerimi bildiriyorum. İade politikalarınızı değiştirinceye kadar da sitenizin yanından bile geçmem. Bu da internetten alışveriş yapanlara bir ders olsun.
Acı biber Grupanya için geliyor

Salı, Kasım 01, 2011

Kasım 2011 Hedeflerim

MASRAFLARHEDEFLENENGERÇEKLEŞENKALAN
Ev aidat100100
Isı8080
Elektrik3535
Telefon2020
İnternet2929
Bakım-Onarım00
Market500500
Kişisel bakım5050
Ev eşyası150150
Dışarda yeme6060
Giyim150150
Yol150150
Hediye5050
Bağış7070
Sağlık00
Veteriner105105
İçme suyu2222
Kitap-Dergi5050
Hobiler2020
Toplam16411641


İşte bu da Kasım 2011 bütçe hedeflerim.