Perşembe, Ekim 20, 2011

cimri // tutumlu

Bazı arkadaşlarımın bana cimri demesine bozuluyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum; çünkü her zaman için kendimi tutumlu olarak görmüşümdür. Anlaşılan bu iki terimi birbiri ile karşılaştırırsak aralarında çok ince bir çizgi olduğunu söyleyebiliriz.

Örneğin, eşimle ben dışarıda pek yemek yemeyiz. Yediğimiz zaman da hemen hemen her zaman bir menü alana ikincisi bedava yada günün menüsü gibi kampanyaları takip ederiz (Selam sana ey Grupanya!). Hesabı indirim kuponuyla, fırsat kodlarıyla öderken kendimi hep kötü hissederim; ama hesabın %50 sini ödeyerek aslında tasarruf ettiğimiz için paramızı da akıllıca kullanmış oluyoruz. Burada cimrilik, bırakılan bahşişi indirimli tutar üzerinden vermektir. Bahşiş bırakırken her zaman normal fiyat üzerinden hesaplarız. (Gerçi bahşiş bırakmanın da gerçekten gerekli olduğuna inanmıyorum).

Aylık ve yıllık sabit bütçelerim vardır ve mümkün olduğu kadar bunlara bağlı kalmaya çalışırım. Örneğin, aylık 60TL dışarıda yemek yeme bütçem var. Bu aynı zamanda çay-kahve içmeyi de kapsıyor. Böyle bir bütçeye bağlı kalmak bayağı bir disiplin gerektiriyor. Çünkü aslında dışarıda yemeğe bayılırım.

Bir şeyi çok istediğimde alıyorum; ama kalitelisini alıyorum. Harcama alışkanlıklarımı değiştirdiğimden beri istek ve ihtiyaçlarımla ilgili  kendim hakkında çok şey keşfettim. Starbucks'tan 8 TL ye kahve almak istiyorum; ama buna gerçekten ihtiyacım var mı (artı bol kalorisine)? Hayır. Öyleyse 2 TL ye çay içerim. Bana yıllarca dayanacak bir çift çok kaliteli ayakkabıya para verirken kendimi çok daha iyi hissediyorum (yada çok kaliteli bir fotoğraf makinesine). Çünkü paramı sevdiğim, ama gerçekte gerekli olmayan ufak tefek şeylere saçmıyorum artık.

Cimri değilim; çünkü kendimi gerçekten istediğim hiçbir şeyden mahrum etmiyorum. Eğer bir arkadaşımla dışarda çay-kahve içeceksem yanında pasta-kek de istemiyorum. Ya da pasta-kek yiyip yanında su istiyorum. Böylece banka hesabını kurutmadan arkadaşlarımla dışarı çıkmak zevkini yaşıyorum.

Bazı arkadaşlarımsa nereden yola çıktığımı anlamayıp onları her görüşümde dalga geçiyorlar. Benim için hava hoş. Çenemi tutuyorum ve para biriktirmeye devam ediyorum. Onlarsa borç içindeler. :-)   Gerçek arkadaşlar anlamalı; dostluklarını sürdürmek için benim de onlar gibi borç içinde olmam gerekmemeli.

Bu arada dışarda yemek yemek demişken, Japon mutfağının bu kadar lezzetli olabileceğini tahmin etmemiştim. Bu şekilde servis edilenlere kutuda (box) diyorlar ve içinde birsürü çeşit var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder